18 Aralık 2011 Pazar

Zerre

Battal kendisini bu koskoca evrende bir zerre olarak tanımlar. Zerre olarak evrenin bir numunesi olduğu içindir ki adını Kosmos koyar. Alemlerin yaratılışında bulunan aşk sebebiyle aşkı arar... Belki de kovulduğu bir kasabadan kaçarken başka bir kasabaya yolu düşer. Bazen bir kuş gibi ses çıkaran, bazen bir bitki gibi rüzgarla birlikte savrulan Kosmos, bir çocuğun yaşamasına yardım ederek yabancılar konusunda tereddütlü olan kasaba halkı tarafından kabul görür. Alışık olmadığımız bir adam olan Kosmos başta ne kadar kabul görse de, bu durum uzun sürmeyecektir.
Filmin özetinde Kosmos'un bir hırsız olduğu söylenmektedir. Ama ben izleyici insiyatifimi kullanarak bunu kabul etmiyorum. Kosmos ortada başıboş bulduğu kesme şekerlerin kökünü kurutabilir, ama bir dükkana zorla girip de oradan para çalmaz. Bildiğimiz toplum kurallarından bağımsız olsa da kendi ahlak anlayışında gasp yoktur Kosmos'un.
Aşkın insanı ve aslında her canlıyı nasıl değiştirdiğini, içinde var olan enerjiyi açığa çıkardığını bu film bir kez daha göstermektedir. Neptün ve Kosmos'un daha derin bir iletişime geçtikleri sahnelerde iki sevgili kuşlar gibi cıvıldamakta ve birbirleri etrafında dönmektedir adeta.
Son olarak şunu söylemek isterim; bu kasabada insanlar korktuklarından ne kadar sakınırsa sakınsın, kasabaya yabancı bir adam gelmiş, gökten yabancı bir cisim düşmüş, cinayet işlenmiş, hırsızlık yapılmıştır...
Gözleri kapatmak sorunları ortadan kaldırmaz ki...
Not: Filmin harika atmosferi filmi defalarca seyretmek için tek başına bile yeterlidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder