2 Haziran 2011 Perşembe

yalanımı sevsinler yalansız dönmüyor dünya

bu yaz gerçekten ilginçti. bak adlarını bile hatırlamıyorum, insan beraber tatile gittiği insanların ismini unutur mu, unuttum işte, neleri unutmadım ki.. neyse, bordeaux yakınlarında bir yere gittik, ay ne güzeldi deniz, ne harikaydı kumsal. tabii tatil sadece deniz ve kumsal demek değil, insan huzur arıyor en başta. bunlar da çok değişik tiplerdi. ev sahibimiz amcanın garip takıntıları, öfke patlamaları vardı. bir de bunların güya yakın bir arkadaşları kaza geçirmiş, hastanedeymiş, onu orada bırakmış, kalkmış tatile gelmişler.. neyse ben sesimi çıkarmadım, tatilimi yaptım, zaten misafirim yanlarında ama hiç de içime sinmedi ne yalan söyleyeyim bu halleri. sonra tatilin ortasında bir şey oldu, daha fazla dayanamadım, ayrıldım yanlarından. bu sinirli ev sahibi amca en yakın arkadaşının çocuğunu çok fena azarladı herkesin içinde. yok artık dedim içimden, bir bahane bulup tüydüm ordan, biraz daha güneyde bir yerlere geçip tatilime orada devam ettim.. asıl hikaye orda başlıyor işte..

bu adamların halleri, bence tutarsızlıkları, ilişkilerindeki belirsizlikleri filan çok düşündürdü beni, zaten yalnız başına tatil yapan bir insan naapar, bolca düşünür. oturdum kendi tutarsızlıklarımı, belirsizliklerimi, yalanlarımı saydım. tam beş buçuk sağlam yalan buldum, sonra da unuttum. unutmayıp napacaktım, yalnız başına tatil yapan bir insan naapar? unutur.

hikaye tam da orda başladı işte. öyle güzel unuttum ki, nasıl güzeldi anlatamam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder