gibi değil de bir film izlemiş,
içmiş sanki bir şiir,
yemiş gibi yumruk,
boğaza.
şimdi size rüştü karakterinin ışıltısını mı anlatayım, güldüğünde, hayatı hafifsediği, hafiflettiğinde? bir film izlemiş gibi evet, burası, o yüzden karakter diyorum rüştü'ye, yoksa şair rüştü onur yaşamıştır, mezar taşında şair rüştü onur yazmıştır, bir de bir sayısının kapağında varlık dergisinin. ama bu kadar ışıldamış mıdır mert fırat'ın canlandırmasındaki gibi, bilmiyorum.. sokaklar da öyle ışıldamamıştır belki, elbiseler, diyaloglar.. yani bazı sahnelerde amerikan sinemasının italyan kasabalarını izliyor gibi olmadım mı? oldum.. ama aradığım o kadar da fazla gerçek değildi, biraz süsten bence zarar gelmezdi. neyse varlık dergisinin bir sayısının kapağında adı yazmıştır şairlerin, delice sevinmişlerdir eminim.. beni duygulandıran şeylerden biri de buydu bu filmle ilgili, iki şairin, iki insan, iki canın şiirleri okunsun diye çabalayıp durduktan sonra, eremeden maksatlarına, dünyalarını değişmeleri ve vefatlarından seneler sonra, bu maksadın gerçekleşmiş olması..
şiir seven ah latifeciğim, bu filmi de sevdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder