sinefan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinefan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar...

Yalnızlık iyi midir, kötü müdür?... Aslında ne zaman iyidir, ne zaman kötüdür? Benim için yalnız kalmanın daha iyi olduğu dönemler fazladır. Özellikle son zamanlarda yalnız kalmak istediğim çok olmuştur. Sanırım bu yüzden Moon filmindeki yalnızlığa gıpta ettim.
Filmin kahramanı Sam tamamen yalnız da sayılmazdı. Yanında Asimov'un yasasına bağlı, her daim kendisinin menfaatine çalışan robot arkadaşı Gerty de vardı. Üç yılda bir de resetlenince, gerçek yaşamda çekeceği acılardan daha fazlasını da çekmez ki insan. Çünkü ailesine kavuşup, karısının kalbini yeniden kazanacak olmanın umudu vardır hep...
Herneyse, yazdıklarımın bana da saçma görünen kısımlarını, gidip gelen hafif depresif durumuma bağışlayın... Yalnızlık her zaman gıpta edilecek bir durum değildir. Sam kendisiyle ilgili gerçeğin farkına vardığında da acısı katlanmıştır, ancak acı veren farkındalık onu olabilecek en mutlu sona ulaştırmıştır.
Son olarak; "gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, yeryüzünde sizin kadar yalnızım... ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım..." diye serzenişte bulunmayacak kadar severim yalnızlığı. Fazlasının da zararının farkındayım maalesef...
Not: Fly Me To The Moon diye bir film mi vardı, şarkı mı emin değilim de; filmi düşününce hep o cümle geçiyor aklımdan.

2 Haziran 2011 Perşembe

Big Fat Lies

"Küçük Beyaz Yalanlar" aslında çok da küçümsenemeyecek ve masum olmayan yalanlara bulanmış karakterlerin olduğu bir film. Ortada dolaşan yalanları sadece birbirlerine değil, kendilerine de söylüyorlar. Yalan söyleyerek kendi kendine ihanet etmek çok saçma durmuyor mu? İnsan kendisine hiç böyle bir acı yaşatır mı? Mutlu olmak için gezen, eğlenen, ideallerinin peşinden koşan, çalışıp yorulan, fiziksel ihtiyaçlarını en üst seviyede karşılamaya çalışan kimse hiç böyle bir şey yapar mı? Çok salakça görünse de yapar, yapıyoruz...
Filmde yedi arkadaş çok sevdikleri bir arkadaşları hastanede ölümle pençeleşirken "mantıklı" olup, onun yanında kalsalar da bir şey değişmeyeceği için her yıl beraber yaptıkları tatillerini bu yıl da atlatmadan yapmaya karar verirler. Ancak akıllarının bir kenarında kalan ve vicdanen arada bir onları rahatsız eden şey sadece bu değildir. Sevgiliye ihanet, "yanlış" kişiyi sevmek, kimi-neyi sevdiğini bilememek... Daha çok şey vardır onların aklını ve vicdanını dürten.
Yukarıda yazdıklarımı okuyunca filmde bolca kullanılan müziklerin fazla neşeli olduğunu düşünmeye başladım. Bunun yanında film içinde aslında acı bir durumdan beslenen komik hallerin de fazlalığı ile filmin dengesini bozduğunu düşünüyorum. Filmin hikayesi iyi ama çok çok daha iyi işlenebilirdi. Çünkü anlatmak istediği ile seçtiği anlatım şekli uyumlu gitmiyordu. Yine de düşündüren yanlarıyla seyre değer bir filmdi.